Herkese ihtiyacı kadar

Havaların ısınması ile günlük rutinimiz de değişiyor. İşi uygun olanlar sağa sola kaçma eğilimde. Parası olanlar şehirleri terk ediyor. Bizim gibi kısıtlı olanlar da sılayı rahimle idare ediyor. Ben biraz şanslı gibiyim çünkü akrabalar neredeyse Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna dağılmış durumda. Hemen her bölgede çat kapı çalıp gidebileceğim birkaç kapımız var çok şükür. Allah olmayanlara nasip etsin.
Yoksa mali güçle bu kadar dolaşmak Türkiye şartlarında orta halli bir aile için mümkün değil.

Yaz dönemlerinde aile büyüklerimiz uzak yerlerde oldukları için uzun seyahatlere çıkmak zorunda kalıyoruz. Tabii bu da hem ülkenin farklı yerlerini görmek hem de ekonomik gidişatı yakından görmek açısından faydalı oluyor.

2010’dan aşağı yukarı 2020’ye kadar ufak tefek problemlere rağmen ekonomik veriler çok da kötü değildi. O günkü gelirimiz de ortalama civarda idi ancak uzun seyahatler bizi çok da zorlamıyordu. Şu an ise sadece yol masrafımız bile çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda.

Gittiğimiz her yerde insanlar var ve insanlar geziyormuş gibi görünüyor. Dikkatimi çeken en ilginç durum, neredeyse gurbetçiler dışında cebinde nakit para ile harcama yapan yok denecek kadar az olması. Yurdum insanı her şeyi kredi kartı ile alıyor.

Enflasyonun gizli destekçisi, bir durumda şu ben de dahil pek çoğumuz acil olmayan pek çok ihtiyacımızı gördükçe yarın daha pahalanacağı endişesi ile alma eğiliminde olmamız. Halbuki aldığımız şeye şu an ihtiyacımız yok ve belki 3-4 ay daha olmayacak.

Ve tüm bunları kredi kartları limitlerini zorlayarak yapıyoruz.

Seçim sürecinde karşılaştığım ve pek çoğunuzun da karşılaştığına emin olduğum bir durumu paylaşmak istiyorum. Yılbaşı itibariyle bankalar çılgın bir şekilde kredi kartları limitlerimi çok ciddi şekilde yükseltmişlerdi. Neredeyse bir kalemde 700 bin TL’lik kredili harcama yapabilecek bir pozisyona gelmiştim.

Kredi kartını -övünmek gibi olmasın- akıllı kullanan biri olduğumu düşünüyorum. Bugüne kadar hiç kartlarımın borçlarını döndüremeyecek şekilde bir harcama yapmadım.

Yalnız, iki seçim arası bankacılık piyasasında yaşananlar kredi kartlarımı bomba gibi vurdu. Uzun vadeli harcamalar nedeniyle içeride birikmiş yüklü bir borç vardı ve bankalar birdenbire kart limitlerimi düşürünce ortaya şöyle komik bir durum çıktı. Cebimde 5-6 tane kart olmasına rağmen kartlarımın neredeyse tamamı eksi bakiye göstermeye başladı. Bu nedenle cebimdeki kartlar kullanılamaz hale geldi.

Bir ara hatırlarsınız bankalar ucuz olduğu gerekçesi ile nakit avansları dahi kullanıma kapatmıştı.
İki aylık dönemde peyder pey içerideki borçları kapattığımız için şu an kartlarımı kullanabiliyorum. Peki, kredi borçlarını asgari tutarında ödeyebilen biri olsa idim ne olacaktı?

Düşünmek bile istemiyorum.

Tatilde bol para harcayanlara bakarak ekonominin iyi olduğu zehabına kapılanlara şunu söylemek isterim. Parası olan zaten parasını harcıyor onlar için değişen tek şey harcamalarının sonunda artan bir iki sıfır. Aynı şekilde servetleri de artıyor zaten.

Asıl o sıfırların etkilediği insanlara bakmakta fayda var.

Pek çok insan temel ihtiyaçları dışında harcama yapmayı kısmış durumda.

Deprem çok büyük etken ancak kötü ekonomik yönetim nedeniyle devletin kasası ciddi şekilde açık veriyor. Aylardır sürdürülen seçim ekonomisi de cabası…

Ve bu şartlar altında yaşanan zam furyasından insanların şaşkınlık duymalarına ben de şaşkınlık duyuyorum.

Bu kadar kötü ekonomik kararların ardından iyi sonuçlar çıkmasını beklemek de çok tuhaf.

Konu zaten çok konuşuluyor, uzatmaya gerek yok. Olan biteni bir tarafa bırakıp konuyu bir fıkra ile kapatalım da hem biraz gülelim hem de biraz düşünelim.

Zenginin biri yolda giderken iki ihtiyaç sahibi yolunu kesip sadaka ister. Zengin bunları “İçki, sigara, kumar var mı?” diye sorguya çeker. Biri der ki “Tövbe haşa bende hiçbiri yok!” diğeri boynunu büker “Bende hepsi var!” der.

Zengin de çıkarıp tövbe diyene 25 kuruş, var diyene de 1 akçe verir. Buna 25 kuruş alan öfkelenir ve zengine der ki “Bu nasıl adalet bende içki yok kumar yok dedim 25 kuruş, onda hepsi var 1 akçe verdin?” Zengin hiç bozuntuya vermeden “Herkese ihtiyacı kadar verdim!” demiş…

Herkese ihtiyacı kadar değil mi sevgili milletim. Şükür etmek güzeldir…

YORUMLAR (10)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
10 Yorum